En sağlam aşkları kaldırım çiftleri yaşar. Dün gece kaldırım aşkı yaşayan bi çiftin yanından geçerken anladım. Oğlan kafasında anlamadığım ve o kaldırımda aşk yaşamadan asla anlayamayacağımı düşündüğüm bir ruh haliyle kızın gözlerine bakarak “herşey çok güzel olacak emin ol” dedi. Sadece bunu duydum. Ancak durumun ironisini anlamama yeticek 3 5 saniyeydi. Yaşasın kaldırım aşkları, kahrolsun faşizm…


Adam arabasının arkasına ’ Belki tavandan sarkan ip bugece kolyem olur sevgili ’ yazdırmış. Kişisel nedenleri olabileceğini düşünüyorum. Birkaç soru işaretiyle birlikte bazıları sert sever diye düşünmek gerek. Yazının ruhani depresifliği sabahtan beri peşimi bırakmadı. Birde batılı undergrand edebiyatının sertliğine takılıyoruz. Bıraksana, biz her an yaşıyoruz o sertliği…(fotoğrafını çekemedim karakterler biraz ürkütücüydü.)


(via defolugolge)


Yoksa Türkiye artık modern hukuktan kopup yeni bir yöne doğrumu gidiyor: Basit şüphenin bile suç kanıtı sayılabileceği bir “ortaçağ hukuk anlayışına” doğru mu evrim geçiriyoruz? İstanbul’da Avrupa’nın en büyük “adalet sarayı” yapıldı. Modern bir bina! Ama üzerine artık “allah mahkemeye düşürmesin” yazmak daha özlü ve durumu anlatan bir ifade olacaktır. Cihan Kırmızı gül ün yerindemi olmamız gerekiyo bunları düşünmek için anlamış değilim, saygılar.


Saat beş olmicak ve ben işten çıkamicam gibi bir his var. Hafta sonu yapıcaklarımı hayal etmek kadar güzel bir his olamaz. Tadı şeye benziyo„, marshmalow. Yerken gözlerini kısarsın ya hani. Ufff çıkayımda gidip soğuk bi bira içeyim bari. Saygılar…




Ofis dexter dizi seti gibi herşey naylon kaplı. Bişeyleri almak için naylonlarla cebelleşmek iğrenç…


O zamanlar ankarada bi lisede okuyordum. Bi kız vardı ismi hiç yabancı gelmiyor ama hatırlamadığım. Vega nın konserine gittiğimiz gün yanımdaki defterin bi sayfasına ‘iz bırakanlar unutulmaz.’ yazmıştı. Yıllardır bu cümle beynimin ve kalbimin bir köşesinde yaşadım. Ne kadar iz bırakıyorum bu dünyaya? Yeterli bir sınırı varmı? Dört beş yıl önce sprey boyalarımla gecelerde duvar karalardım. Ondan sonra bunun yetmediğini farkettim. Uzaklara gittim farklı ülkelere ismimi bırakırken arkamdaki insanların bana bıraktıkları izleri keşfettim. Rus oyuncu alex ten, italyan mario ya kadar uzayan bir listeye sahiptim. Kaçmayı sahip olduğum tek özgürlük gibi görmek şekillendirdi kişiliğimi. Ama çok geçmicekti değişimin damarıma girmesi. Ve bir gün bir cümle özetledi herşeyi ‘kaçmak kaçtıklarına yakalanmaktır bazen.’ okudum sonra durdum. Herşey aslında kalbimde ve beynimde. Geride bıraktıklarım için pişmanlık mı? Asla! Hayatımı değiştirmesi gereken bir sonraki cümleyi beklemeye başladım. Sessiz ve sukunet içinde küçük bir anadolu kasabasında. Gökdelen lerden uzak trt den sanat müziği dinleyerek ve 8 yaşında kavun kokusuna boğulduğum aynı sokakta. Mdna sizi korusun! Sevgiyle.


Atlas ın nisan sayısı ‘GOA Banyan ağacının altında’ isimli makaleyi okuyarak hindistana gitmeye karar vermiş bulunmaktayım. Eylülde Goa